Bugün - 11 Aralık 2017 Pazartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Biz kimiz
Reklama
Gagauz Şarkıları
Aza Ol
 Bize Ulaşın
www.meydangazetasi.com Logo
-
Hava Komrat °C
Haber Detayları

GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE

GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE

CÜMNÄ Haberi - 18 Kasım 2014 Salı - 18:44
GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE

                                                                         Bülent Hünerli[*]

ÖZET

Türkiye Türkçesine çok yakın; hatta Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen Gagavuz Türkçesi, Oğuz lehçeleri içinde yazı dilini en son oluşturan Türk lehçesidir. XX. yüzyılın başında yazı dili haline gelen Gagavuz Türkçesinde; edebî eser zenginliği ve çeşitliliği, diğer Türk lehçeleri ile kıyaslanamayacak kadar azdır. Var olanlar ise düz yazıdan daha çok şiir türünde kaleme alınmıştır. Bu eserlerde kullanılan sözcüklere bakıldığında, Türkçe kökenli sözcüklerin yanında önemli oranda alıntı sözcüklere de rastlanılmaktadır. Başta Batı dillerinden Rusçadan, Rumenceden, Bulgarcadan ve Yunancadan Gagavuz Türkçesine çeşitli nedenlerle çok sayıda sözcük geçmiştir. Çünkü Gagavuz Türklerinin yıllar boyu Slav ve Roman topluluklarıyla bir arada yaşamaları ve Hristiyan (Ortodoks) dinine mensup olmaları, bu topluluğun dil ve kültür yapılanmasında derin izler bırakmıştır. Hatta bu etki daha da ileri gitmiş; Gagavuz Türkçesinde Türkçenin alışılagelmiş söz dizimi kuralları, Batı dillerinin etkisiyle oldukça farklılaşmıştır.  İkinci olarak bu sahada Osmanlı Türkçesi üzerinden Gagavuz Türkçesine geçen pek çok Arapça ve Farsça sözcük de bulunmaktadır. Bunlara rağmen Gagavuz Türkçesinin sözcük kadrosunun çoğunluğunu Türkçe kelimeler oluşturmaktadır. Türkçe sözcüklerin büyük bir kısmı, Türkiye Türkçesinin yazı dilinde de görülen ve anlam itibarıyla Türkiye Türkçesinden hemen hemen hiç farklılık göstermeyen sözcüklerdir. Az bir kısmı ise Eski Oğuz Türkçesindeki anlamını ve biçimini koruyan sözcüklerdir. Gagavuz Türkçesinde korunan bu Eski Oğuz Türkçesine ait sözcükler, Türkiye Türkçesi yazı dilinde ya hiç görülmemekte ya da yazı dilinde olmasına rağmen kullanımı pek tercih edilmemektedir. Çalışmamızda Gagavuz Türkçesinde korunan bu Eski Oğuz Türkçesine ait sözcükler üzerinde durulacaktır.

 

Anahtar Kelimeler: Eski Oğuz Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Eskicil Sözcükler.

 

ABSTRACT

Gagauz Turkish, that is very close to Turkey Turkish, and also considered as an accent of it, is a Turkish dialect which is the last written language among Oghuz dialects. Gagauz Turkish which became a written language form at the beginning of the 20th century, has a lot fewer literature works and genres compared to other Turkish dialects. The existing ones are, on the other hand, are written in forms of poems, rather than prose. In addition to Turkish origin words, they have borrowed words in a big deal of numbers. It has borrowed many words for a variety of reasons especially from Western languages such as Russian, Romanian, Bulgarian and Greek.  Because, Gagauz Turks have lived together with Slavic and Roman societies and they were Christians (Orthodox). Therefore, they were influenced greatly by these factors in forms of language and culture structuring. This influence has gone further, the common syntactic rules of Turkey Turkish have been differenciated in Gagauz Turkish by the influence of Western languages. Moreover, there have been many Arabic and Persian words that were transferred to Gagauz Turkish by means of Ottoman Turkish. In spite of those words, the majority of Gagauz Turkish word s are consisted of Turkish words. Many of the Turkish words are the ones which also exist in Turkey Turkish written language and have almost any differences with Turkey Turkish in meaning. A small number of them are word s which preserve their meaning and structure of old Oghuz Turkish. Those Old Oghuz Turkish words that are preserved in Gagauz Turkish are either not used in Turkey Turkish written language, or although they exist in written language, they are not favoured at all. This study will focus on those Old Oghuz Turkish words that are preserved in Gagauz Turkish.

 

Key Words: Old Oghuz Turkish, Gagauz Turkish, Archaic Words.

 

            Giriş

            Çağdaş Türk lehçeleri içinde konuşur sayısı bakımından en kalabalık grup olan Oğuz grubu Türk lehçeleri, diğer lehçelere oranla daha köklü ve sistematik bir yazı dili geleneğine sahiptir. Türkçenin lehçeleşmeye başladığı dönemlerde, Oğuz Türkleri kendi konuşma dillerini (dialekt) temel alan yeni bir yazı diliyle ortaya çıkmıştır. Aslında bir döneme kadar kullanılan müşterek yazı dili üzerinde, en az diğer lehçeler kadar Oğuzcanın da etkisi bulunmaktadır (Korkmaz,1995:205-216; Gülsevin,1998:16-18). Hatta Alman Türkolog Doerfer Orhun Yazıtları’nın dilinin “En Eski Oğuzca”nın ürünü olarak değerlendirmektedir (Aksan,2007:30). Tek yazı dili döneminin eseri olan Divanu Lûgati't-Türk”te de bazı sözcüklerin özellikle Oğuzca olarak işaretlendiği bilinmektedir. Tüm bunlara rağmen Oğuz Türklerinin kendi yazı diliyle ortaya çıkması daha sonradır.

Süreç içerisinde “coğrafya değiştirme, toplumsal ve kültürel farklılaşma, canlı ağızlara sahip olma, siyasi otorite, alfabe” gibi lehçeleşme şartlarını (Akar,2010:15-29) tamamlayan Oğuz Türkçesi yeni bir yazı diliyle (Eski Oğuz Türkçesi) ortaya çıkmıştır. Devamında bu yazı diliyle kaleme alınmış çeşitli türlerde ve konularda eserler verilmeye başlanmıştır. Klasik anlamda XIII-XV. yüzyılları kapsayan bu dönemin başlarında; ses, şekil ve kelime kadrosu özellikleri itibarıyla Eski Doğu Türkçesinin izleri oldukça hissedilmekteydi. “Karışık dilli eserler” olarak da adlandırılan bu yapıtların devamında karakteristik Oğuz Türkçesi (Batı Türkçesi) özellikleri süreç içerisinde oturmaya başlamıştır. Buna paralel olarak da Oğuz Türkçesinin konuşma dilindeki sözcüklerin, yazı dilindeki kullanımı artmıştır. Lehçeleşme sürecine bağlı olarak ortaya çıkan bu tarihî lehçenin yazı dilindeki söz varlığı, iki unsur üzerinde şekillenmiştir. Bunlardan ilki Türk dilinin lehçeleşmeye başlamadığı dönemlerden beri kullanılagelen sözcüklerdir. İkincisi ise Oğuzcanın konuşma dilinde bulunan yeni sözcüklerin yazıya geçirilmesiyle oluşanlardır.

            Aynı söz varlığını büyük oranda çağdaş Oğuz grubu Türk lehçelerinde de görmek mümkündür. Bununla beraber küçük bir kısım söz varlığında, özellikle de Türkmen ve Azeri Türkçelerinde Doğu Türkçesinin etkisi hissedilir. Buna rağmen bu lehçeler Oğuzca karakterlidir. Yani Oğuzca unsurlar daha yoğunlukludur. Dolayısıyla Azeri ve Türkmen Türkçesinde Eski Oğuzca eskicil sözcüklere ve eklere çokça tesadüf edilir. Çağdaş Oğuz lehçelerinin en gelişmiş ve köklü yazı diline sahip olan Türkiye Türkçesinde de elbette Türkçe asıllı kelimeler yoğunlukludur. Aynı şekilde bu unsurların önemli kısmı eskiden beri kullanılagelmektedir.

Gerçekte ise her üç lehçenin ağzındaki sözcükler, hem oransal bakımdan hem de eskicillik bakımından yazı dilinin üstündedir. Nitekim yazı diline göre daha muhafazakâr bir yapısı olan ağızlarda bu durum rahatlıkla teşhis edilebilir. Özellikle Türkiye Türkçesi ağızlarının söz varlığı üzerine yapılmış en kapsamlı çalışma olan “Derleme Sözlüğü”nde bunu görmek mümkündür.

Gagavuz Türkçesinde ise durum biraz daha farklıdır. Türkmen, Azeri ve Türkiye Türkçesi kadar köklü bir yazılı edebiyat geleneğine sahip olmayan Gagavuz Türkçesi, Oğuz lehçeleri içinde yazı dilini en geç oluşturan lehçedir. Gagavuzların zengin bir sözlü edebiyat geleneğinin olmasına rağmen (Argunşah,2007:89) yazılı edebiyat örnekleri çok sınırlıdır. Çünkü bir döneme kadar idaresi altında yaşadıkları ülkenin dil ve alfabesini kullanan Gagavuzlar, 1957 yılından itibaren Tanasoğlu ve Pokrovskaya’nın gayretleriyle oluşturulan 29 harfli bir alfabeye sahip olmuşlardır. Dolayısıyla bu tarihten itibaren eserler verilmeye başlanmıştır (Argunşah,2007:95). Bunun doğal bir sonucu da bir asır bile yazılı edebiyat geleneğine sahip olmayan Gagavuzlarda, üretilen eserler sınırlı sayıda kalmıştır. 1993 yılından itibaren ise Latin alfabesine geçen Gagavuzların tüm edebî ürünleri; bir roman, on kadar hikâye ve kırka yakın şiirdir (Argunşah,2007:98).

Lehçe tasnifinde yönlere göre güneybatı grubunda; Türk kavim adlarına göre Oğuz Türkçesi; fonetik kıstaslara göre dağlı grubunda yer alan Gagavuz Türkçesi ise Oğuz lehçeleri içinde Türkiye Türkçesine en yakın lehçedir  (Güngör-Argunşah,2002:60). Hatta Gagavuz Türkçesi, çeşitli açılardan Slav ve Romen dillerinin etkisi altında kalmış olmasına rağmen Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi -özellikle Türkiye Türkçesinin Rumeli ağızları- değerlendirilir (Özkan,2002:252; Karpat,1996:291; Tekin-Ölmez,2003:160). Dolayısıyla Gagavuz Türkçesinin yazı dilinin teşekkül ettiği saha olan Gagavuz Yeri’ndeki dil özellikleriyle beraber; ama bilhassa Gagavuzların bulunduğu diğer bölgelerdeki ağız özellikleri, Türkiye Türkçesinin Rumeli ağızlarından hiçbir farklılık arz etmez. Rumeli ağızları ve Gagavuz Türkçesi iç içe geçmiştir. Bu bağlamda Gagavuzların dili, özellikle de Trakya bölgesinde konuşulan Gacal ağzıyla birebir paralellik gösterir (Özkan,2002:251) ki Gacallarla Gagavuzlar arasında kuvvetli bir organik bağın varlığı söz konusudur. Nitekim Gagavuz tarihçi Stefan Stefanoviç, Edirne’ye bağlı köylerde çok sayıda Gagavuz’un yaşadığını belirtir ve bunların II. Balkan Savaşı döneminde geldiklerini ifade eder (Kalay, 1998:7). Neticede Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen Gagavuz Türkçesi ile Türkiye Türkçesi ağızları arasında –bilhassa Rumeli ağızları- pek çok açıdan ortaklık; bu arada çokça eskicil unsur birlikteliği bulunmaktadır (Özkan, 2002:252; Karpat, 1996:291).

Bu dili konuşan Gagavuzlar sadece Moldova’ya bağlı olan Gagavuz Yeri bölgesinde değil, Kuzeydoğu Bulgaristan, Yunanistan’ın Keserya bölgesinde, Romanya’nın Dobruca kısmında yaşamaktadırlar. Bir kısmı da göçlerle Kuzey Kafkasya ve Kazakistan’a gitmişlerdir (Özkan,2002:250). Yaşadıkları coğrafyaya ve siyasi gelişmelere bağlı olarak birden fazla dil öğrenmek zorunda kalan Gagavuzlarda, Türkçe asıllı kelimelerden başka Arap, Fars; Yunan, Bulgar, Romen ve Rus dillerinden girmiş pek çok kelime vardır. Alıntılananlar arasında ilk sırada Arapça ve Farsça sözcükler vardır. Bu alıntılar Gagavuz Türkçesine Osmanlı Türkçesi üzerinden geçmiştir. Batı kaynaklı alıntıları ise Bizans idaresinde yaşadıklarında Rumcadan; Bulgar idaresinde yaşadıklarında Bulgarcadan; Romen idaresinde yaşadıklarında Romenceden ve bölgenin Rus işgaline uğramasıyla beraber gelişen şartlarda baskın hâle gelen Rusçadan alınmıştır. Alıntılar içinde özellikle teknik, ilmî ve dinî terimler Slav dillerinden girmiştir (Güngör-Argunşah,2002:60).

Gerçekte ise Gagavuz Türkçesinin konuşma ve yazı dilinin ana gövdesini Türkçe sözcükler oluşturur. Zengin bir edebiyata sahip olmayan bu dildeki Türkçe kelimelerin alt tabakalarında Eski Bulgar, Uz, Kovu, Berendey, Turpey, Boyut, Kaspıt veya Kara Klobuk ve Peçenek Türklerinin şive ve ağızlarından izler bulunur. Bunlara sonradan Kuman ve Osmanlı Türkçesinin özellikleri de eklenmiştir (Özkan,2002:251). Dolayısıyla Gagavuz Türkçesi bir yönüyle; Bulgar, Kıpçak, Karaim, Kırım Türkçelerine; bir yönüyle de Eski Oğuz Türkçesine yaklaşır (Özkan,2002:251; Güngör-Argunşah,2002:60). Özellikle Besarabya’da ve Tuna ötesinde yaşayan Gagavuzların dilinde ilk dönem Osmanlı Türkçesinin izleri vardır (Menzel,2001:707). Nitekim aynı konu üzerine fikir yoran Kemal Karpat, bu bağlamda yapılacak filolojik çalışmaların Gagavuzların kökenlerinin aydınlatılmasında önemli katkı sağlayacağını ifade eder (Karpat,1996:291).

            Bildirimizde -taranan metinler dahilinde- Türkiye Türkçesinin yazı dilinde olmayan, Gagavuz Türkçesi yazı dilinde görülen Eski Oğuzca sözcükler üzerinde durulacaktır.

 

GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZ TÜRKÇESİNE

AİT SÖZCÜKLER

AÇAN:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü:  1.ne zaman 2. o zaman 3.nasıl, ne şekilde [s.403].

Tarama Sözlüğü: (~ḫaçan)→ ne zaman, ne zaman ki, her ne zaman, vaktâki, nasıl, ne suretle, ne vakit [s.2150].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Haçan, ne zaman ki [s.4].

Derleme Sözlüğü: 1. Ne zaman ki, -diği vakit 2. Madem, mademki [s.57].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Kaçan eydem ben kim ol bir murg-ıdı / Bu benüm tutum meger sîmurg-ıdı [Mantıku’t-tayr: 1395].

Nefsüñ ahlâkın kaçan kılsañ fenâ / Ol zamân ikrâruña îmân dine [Mu‘înî’nin Mesnevî-i Murâddiyesi: 3344].

Ten iseñ hôd olısardur ten harâb / Kaçan ölse ten yiri tahte’t-turâb [Garib-nâme: 4555].

 

Gagavuz Türkçesi

Açan işittim bunu, kuvedimi kerpiden kesti [Seçmä Yaratmalar: 245]

Açan bizlerdä kolhoz düzülmää çeketti, Mihalaki artık onbir yıllık çorbacıydı [Legendanın İzindän: 386].

Açan sän, gül gibi, açardın / Aklın uçardı havada [Sevgilim:12].

 

BENCİLEYİN:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Benim gibi [s.110].

Tarama Sözlüğü: Benim gibi  [s.502].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø

Derleme Sözlüğü: 1.bencileyin, benim gibi 2.bence, benim görüşüme göre [s.626].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Zâhirüm eyü adda gönlüm fâsid tâ‘atda / Bulunmaya Bagdâd'da bencileyin bir ‘ayyâr [Yunus Emre Divanı: 41/3].

Kimsene bençileyin zâr olmasun / Kimse bu derde giriftâr olmasun [Mantıku’t-Tayr: 400].

 

Gagavuz Türkçesi

Kostaş almıştı bilätaa bir gagauzu S. Bozbeyi, ani o da bencileyin bakanlaa getirilmişti gagauzların gözlerini boyamak için [Publiţistika Yazılarından: 114].

 

BILDIR:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Geçen yıl [s.117].

Tarama Sözlüğü: (~buldur) Geçen yıl [s.538].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Geçen sene [s.35].

Derleme Sözlüğü: Geçen yıl [s.690].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Hemān bıldurki şīrīnligi buldı / Şeker ḳandasa şīrīn anda oldı [Fahrî’nin Husrev u Şîrîn’i: 3620].

Eger bıldır hac bana karşı geldiyse bu yıl ben hacca karşı varayın [Tarama Sözlüğü: 538].

Ya‘nī bir şaḫs iḳrār eylese bıldır zinā eyledüm idi [Nazmü’l Hilâfiyyat Tercümesi: 46a/6].

 

Gagavuz Türkçesi

Sel bıldırkı yaprakları / Helal çalışlan kürüyer [Akar Yıldız: 193].

«Ana sözü» bıldır dokuz ay hiç çıkmadı, şindibän geldim redaktor da etiştirdik 17 numara çikarmaa, ama var büük sıkıntılarımız, kaybettik çooyunu okuyucularımızı [Publiţistika Yazılarından: 119].

Kara sıırlar, bıldırkısına bakınca, iki kat zeedelendilär [Legendanın İzindän:320].

 

BOLAY:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: bolaykı / bolay kim → belki, ola ki [s.137]  .

Tarama Sözlüğü: bolay ki → ola ki, belki, inşallah [s.635].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø

Derleme Sözlüğü: Ø

 

Eski Oğuz Türkçesi

Ḳorḳutġıl bunı bu dem vur zindana / Bu yavuz işden bolay ki bu döne [Şeyyad Hamza Yûsuf u Zelîḫā: 551].

Bolay ki ol a‘lā mertebeye ben-daḫı yitişem diye [Cinânü’l-Cenân:24b/13].

Men niçe can bulayım, meger bir ḳoca babam bir ḳarı anam var, gel gidelüm, ikisinden biri bolayki canın vire, alġıl, menüm canumı ḳoġıl didi [Dede Korkut: D162/5-8].

 

Gagavuz Türkçesi

Ama genä örerim o sırayı / Bolay kalmasın tek [Akar Yıldız: 48].

Bolay doorluu bakmaa / Hem fenalıı yakmaa [Vakitin Soluması:128].

E, islää ozaman: Sän ne almışın, bän ona kayılım,-demiş karısı,-bolay gücendirmesin deyni kocasını [Gülümsemää Diyl Günaa:38].

 

ÇIMKIR-:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1. Kuş dışkı çıkarmak 2. Püskürtmek [s.180].

Tarama Sözlüğü: 1.püskürtmek 2.su gibi fışkırtarak pislemek, terslemek 3. kötü ve sert söylemek, azarlamak [s.898].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: kirletmek, bozmak [s:58].

Derleme Sözlüğü: 1.fışkırmak 2. ishal olmak 3. ... [s.1177].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Peygamber andan abdest aldı, mubarek ağzına su aldı yine kuyuya çımkırdı [Tarama Sözlüğü: 897].

Karnında alef eğlenmeyip çımkıran deve [Tarama Sözlüğü: 898].

 

Gagavuz Türkçesi

Aslıları basmaz taşlar / Gökädän çımkırdıynan kan [Akar Yıldız:12].

Çakmaklar keskin çakêr / Çayırlar da çımkırêr [Akar Yıldız: 273].

 

DÜRÜK:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: ekşi yüzlü, asık suratlı [s.244].

Tarama Sözlüğü: buruşuk suratlı, ekşi yüzlü, abus [s.1334].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: çatık kaşlı, kederli [s.86].

Derleme Sözlüğü: 1.asık, çatılmış, dargın (yüz) [s.1636].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Zâhirâ gerçi çatuk kaşlu dürük yüzlü durur / Gâlibâ gözi açuk bendene benzer hâtem [Revani Kasideler: 19/17].

Her tâze mîve la‘lüñe nisbet birer çürük / Gül hod yanında ‘ârızıñuñ bir yüzi dürük [Behişti Gazeller: 283/1].

Ko gitsin yüzüne bakma dürüğün / Heman üzüldüğü yeğdir çürüğün [Tarama Sözlüğü:1334].

 

Gagavuz Türkçesi

Gülmäz senin kefin / Dürük bulut gibi [Vakitin Soluması:216].

Ansızdan da dürük kalêrsın / Şaşırêr fikirlär [Akar Yıldız:40].

Kimär kerä o pek dürük / Kimär kerä olêr o suuk [Gagavuz Çağdaş Şiiri Antolojisi: 343].

 

GEN:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1. geniş, ferah 2. arzu, dilek, istek [s.289].

Tarama Sözlüğü: (~geñ~giñ) → geniş [s.1630].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø

Derleme Sözlüğü: 1.geniş 2. ... [s.1989].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Boynın egsün geñ yaḳalardan benefşe derd ile / Çiğdemüñ başına olsun dâmen-i kühsâr dar [Hayretî Divanı: 9/70].

Ḥaḳ Ta‘ālā celle ve ‘alā ḳabrini kemāl-i ḳudretinden her ṭarafdan göz irimi yir ḳadar giñ idivire [Cinânü’l-Cenân:43a/10-11].

Olacaḳ nesne olur çâr u nâ-çâr / Gerek sen göñlüñi giñ dut gerek dar [Hurşid-name: 1081].

 

Gagavuz Türkçesi

Da giderim bän / Kırdırmalardan / Gözellää mayıl / Gen dolaylarda [Seçmä Yaratmalar:51].

Benim yakam gen onsuz da [Seçmä Yaratmalar:254].

Şennen, paalım, şennen / Kalsın yakan hep gen [Vakitin Soluması: 213].

GÜCÜK:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø

Tarama Sözlüğü: 1.kısır 2.şubat ayı [s.1840-1841].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: şubat [s.108].

Derleme Sözlüğü: 1.şubat 2.şubattan 22 Mart’a kadar olan zaman [s.2209]

 

Eski Oğuz Türkçesi

... Rum aylarında biri. Türkler ana gücük derler [Tarama Sözlüğü: 1841].

...Rum tarihinde son kış ayıdır ve bu ayın on birinci günü güneş Hut burcuna intikal eder... Türkler gücük derler [Tarama Sözlüğü: 1841].

 

Gagavuz Türkçesi

Gücük ay, fevral çıkardı, ama boşuna laf kalmamış [Legendanın İzindän: 288].

O yılın Gücük ilktän dondurdu islä... [Legendanın İzindän: 288].

 

KIRIMSA:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø

Tarama Sözlüğü: (~kırımsa~karımsa~karımsı) → kırağı [s.2303].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø

Derleme Sözlüğü: 1. kırağı 2.dolu 3. yeri beyazlatacak kadar yağan ince kar [s.2827].

 

Eski Oğuz Türkçesi

...ve kırağu ve karımsı ki gün vaktında düşer, celid mânasına ki gâh olur nebatı yakar şiddet-i berdinden [Tarama Sözlüğü: s.2304].

 

Gagavuz Türkçesi

Toprak olmuştu kırımsa / Bitmişti su pınarlarda [Akar Yıldız: 198].

 

KIYIŞ-:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: cesaret etmek, atılmak, girişmek [s.454].

Tarama Sözlüğü: cesaret etmek [s.2530].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: cesaret etmek, yiğitlik göstermek, cür’et etmek [s.150].

Derleme Sözlüğü: mertlik, yüreklilik göstermek [s.2858].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Kişiler turdular ki Ebucehl’e yardım eyleyeler, kıyışmadılar eyittiler: Ya Hamza, biz seni şöyle görürüz ki Muhammed’den yana meylettin [Tarama Sözlüğü: 2530].

Murtaza Paşa müteyakkız ve mücerreb-i rûzgâr kimesne olmağla ol esed-i rûzgârın huzuruna varıp buluşmağa kıyışmayup hatt-ı şerifi kethudasına verip müsellah bir cem‘ile gönderdi [Tarama Sözlüğü: 2531].

 

Gagavuz Türkçesi

Beş yıl bän hep kıyışmazdım gelmää [Seçmä Yaratmalar:256].

Bän kıyışamêêrım sölemää nicä varlıını [Seçmä Yaratmalar:261].

Bundan başka kıyışmadım bişey sormaa yenez taa geldicäänen bu yırak yabancı yerä [Legendanın İzindän: 337].

 

KÜSÜ:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: küskünlük, güceniklik [s.487].

Tarama Sözlüğü: küsme, dargınlık [s.2777-2778].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: 1.küsme, gücenme 2. memnuniyetsizlik 3. kavga [s.159].

Derleme Sözlüğü: Ø

 

Eski Oğuz Türkçesi

Ya‘nī her kim iki kişinüñ ortasında ıṣlaḥ eylese barışdurup küsülerin giderse ne ḳadar kim ol ortada söz söylese her kelāmına ḥaḳ Ta‘ālā bir ḳul āzād kılmışça ŝevāb vérür [Münebbihü’r-Rāḳidīn: 259b/9-11].

Çü ‘ışḳ ola ḳısular ḫāli olmaz / Barışmakda küsüler ḫāli olmaz [Işk-name: 2888].

Küsü gerçi kim arada biter tīz / Çü sevgü irişe durmaz yiter tīz [Işk-name: 2889].

 

Gagavuz Türkçesi

Hem yoktu hiç küsü aramızda / Ani ana-bobaylan biz üüsüz [Güz Çiçekleri: 88].

Küsü var toprakta / Yanêr o kurakta [Akar Yıldız:19].

Kraalar saklı kondular / Otlar küsü buldular [Süünmäz Yıldızlar: 24].

 

KÜSÜLÜ:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: küslü→küsmüş, gücenik [s.487].

Tarama Sözlüğü: (~küslü) dargın, gücenik, küsmüş [s.2778].

Gagavuz Türkçesi Sözlüğü: küsülü [s.159]

Derleme Sözlüğü: Ø

 

Eski Oğuz Türkçesi

Ammā bu iki küsülü kişi biri biri ḥaḳḳına nesne söyledügi vaḳt ḳarşu ol eyitse kim gerçeksin ḥaḳ eydürsin déyü vérse ḥāl budur kim anuñ söyledügi ḥak degül bāṭıldur [Münebbihü’r-Rāḳidīn: 87a/20-21].

Bir ilçi buldı usluyıdı şāha / Anuñiçün ki küslüyidi şāha [Fahrî’nin Husrev u Şîrîn’i: 650].

Ne bellü delüdür ne uṣlu bigi / Temâm kendüye göñlü küslü bigi [Hurşid-name: 2435].

 

Gagavuz Türkçesi

Sıktım dolu güüsünü / Sän hiç diildin küsülü [Güz Çiçekleri:13].

Bu yorgun kapularna / Durma küsülü bana [Akar Yıldız: 178].

İki göz bana karşı / Küsülü, mahkul bakêr [Sevgilim:86].

O küsülü çıktı dışarı da bitirdi lafını [Ana Dili: 142].

 

ÖDEK:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø

Tarama Sözlüğü: zaman, tazminat, ödenmesi gereken şey [s.3049].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: 1.maaş, ücret, ödenek 2.hesaplaşma [s.188].

Derleme Sözlüğü: 1.zarar ödentisi 2. borç senedi [s.3310].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Ol odı yanduran üzere ödek düşmez [Kitab-ı Gunya:99b/9-10].

Eger ol ay dutmasa ol ayuñ ödegi vacıb olur [Kitab-ı Gunya:53b/8-9].

Bu gencin issi bunlardır ver anı / Ödekten kurtul ü çekme ziyanı [Tarama Sözlüğü: 3049].

 

Gagavuz Türkçesi

O zamannarda Moldova Yazarlar Birliindä bizim gagauz bölümün kendi başkanı vardı poet S. Kuroglo, ama o çalışırdı ödeksiz, kendi temel işi diildi [Publiţistika Yazılarından: 107].

Osa dilinin kirası için ödek mi isteersin? [Seçmä Yaratmalar:399].

Üç gün oldu sorêrız, hep sölämersin, nekadar ödek alacan [Seçmä Yaratmalar:295].

Borçlerım ölä çok mu? / Onnara ödek yok mu? [Akar Yıldız: 127].

Kim çalıştıydı adamdan padişah yapmaa, onnar baştan tamamınca "ödek" kabuledärdilär kendi paalı "zaametleri" için [Legendanın İzindän:318].

 

TUN-:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1. örtünmek, kapanmak, tıkanmak 2. kararmak, aydınlığını yitirmek [s.676].

Tarama Sözlüğü: Ø

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø

Derleme Sözlüğü: Ø

 

Eski Oğuz Türkçesi

Hem każâ gelse felek ‘aksin döner / Kapkara yanar kamer güneş tunar [Mu‘înî’nin Mesnevî-i Murâddiyesi: 5812].

Nemrūd odı dolmış-ıdı yir yüzi / Tütüninde ṭunmış-ıdı gökyüzü [Garib-nâme: 3782].

Eytdi māl sevgüsi çün māla ḳonar / Endişeyle kişinüñ göñli ṭunar [Garib-nâme: 9575].

 

Gagavuz Türkçesi

Ştä avşam oldu, tunêr gök yalabık / Oynamaz olêr heptän alçaan şılı [Seçmä Yaratmalar:86].

Onun üzü bir aydınnanêr, bir tunêr, çirkin düüşlerin örümesinä görä, dönä-dönä ba türklerin tarafına, ba perslerin [Ana Dili: 56-57].

 

TUNUK:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü:1.kederli 2. keder, üzüntü [s.676].

Tarama Sözlüğü: (~dunuk) → 1. kederli 2. keder, kederlilik [s.1257].

                               (~tunuklu) → 2. parlak olmayan, donuk, bulanık  [s.1257].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: bulanık (donuk renk?) [s.246].

Derleme Sözlüğü: parlak olmayan, mat, donuk [s.3993].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Üçünci ḳaş yanında olur kim anlara ırḳ‘ul-ḥācibīn dérler menfa‘ati göz ve ḳabaḳ ḳanın keser ve göz ṭunuġın açar [Cerrah Mes‘ud Hulasa: 4b/9-11].

 

 

 

Gagavuz Türkçesi

Bayırdan aktı kota / Tunuk su eşkinnenmiş / Kararêrlar bulutta /Damnalar silkinmemiş [Seçmä Yaratmalar: 92].

Uluyêr köprülerdä / Tunuk su şırıltısı [Seçmä Yaratmalar:94].

Sokulma bu tunuk neetlärlän / Onu çizmäylän çiinemää [Akar Yıldız: 121].

Valkaneş karıların / Gözleri tunuk [Sevgilim:27].

Tunuk bulutlu göklerin altında olardı annadılamaz siir [Ana Dili: 73].

 

TÜTÜZDÜR-:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø

Tarama Sözlüğü: tütüzdürmek → dütüzdürmek: koku vermek için bir şey yakıp tüttürmek, tütsülemek [s.1360].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: Ø

Derleme Sözlüğü: 1. Yanan kömürün üstüne atılan kocakarı ilacının dumanını hastaya koklatmak 2. ateşle tutuşturmak [s.4016].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Hemān sā‘at buyurdı ol lebi ḳand / Dütüzdürdiler aña  ‘ūd u ispend [Tutmacı’nın Gül ü Hüsrev: 790].

Düşüben ‘aḳlı gitdi ol lebi ḳand / Tütüzdürdiler ol dem ‘ūd u ispend [Tutmacı’nın Gül ü Hüsrev: 1955].

Daḫı bir aġaç altında, ki anda ḳuşlar cem‘ olur, ol ḥabları dütüzdüreler [Rükneddin Ahmed’in Acâibü’l- Mahlûkat Tercümesi: 261a/5-6].

 

Gagavuz Türkçesi

Afina, açan Sasarka Peti çiçek çıkardıydı, sän verdiydin mi onnara bizim günnük tütüzdüreceemizi? [Seçmä Yaratmalar:249].

 

UTANCAK:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: Ø

Tarama Sözlüğü: (~utansak) → mahçup, utangaç [s.4003].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: utangaç [s.250].

Derleme Sözlüğü: utangaç [s.4045].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Mahcub [Ar.]: perdelenmiş nesne ve utansak kimse [Tarama Sözlüğü: 4003].

Utancak olan hatun, eyü er kişi: kelec [Tarama Sözlüğü: 4003].

 

Gagavuz Türkçesi

Näändä utancak kızlar / İncä ses maanä çalar [Ana Dili: 50].

Gün açan görmüş kızı çıplak yıkanarak, kızarmış utancaklıından da tez saklanmış bayır ardına yumup gözlerini... [Ana Dili: 97].

 

UZ:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1.uygun 2.dikkatli, becerili 3.tecrübeli 4.ustaca 5. anlayışlı 6.ehil olan [s.705-706].

Tarama Sözlüğü: 1.ustaca, münasip, uygun, muvafık, doğru 2.usta, mahir, hazık, tecrübeli, dikkatli, uyanık [s.4048].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: düz, doğru [s.250].

Derleme Sözlüğü: 1.doğru, temiz, uslu, dikkatli (kişi için) 2.uygun, yerinde, eşit, doğru, iyi, ustaca, düzgün (nesne, iş, durum için) 3… [s.4052].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Yidi kat gökde yidi yılduz kodı / Her birin yirlü yirinde uz kodı [Garib-nâme: 4502].

Üzengüye ḳalḳup ḳatı çekdi, uz atdı [Dede Korkut Kitabı: D22/12-13].

Hele bir iki uz âdem geliniz / Sakalıyle bıyığını yolunuz [Tarama Sözlüğü:4049].

 

Gagavuz Türkçesi

Uz ölçu hem paa / Aslıya doorulaa... [Güz Çiçekleri:42].

Bilerim uz gitmää / Hem da geeri dönmää [Güz Çiçekleri:52].

Sayma, sayma, uz insan / ani hepsi ii gidär [Vakitin Soluması: 76].

 

YALABI-:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü:  parlamak, ışık saçmak [s.728].

Tarama Sözlüğü (~yalabumak) parlamak, parıldamak, lemean etmek [s.4224].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: parlamak [s.255].

Derleme Sözlüğü: 1. ışık yansımak, parlak bir nesne parlayıp sönmek; şimşek çakmak           2. düzgün, parlak duruma gelmek, güzelleşmek [s.4132-4133].

Eski Oğuz Türkçesi

Yalap yalap yalabıyan ince ṭonlum / Yir baṣmayup yorıyan selvi boylum [Dede Korkut Kitabı: D199/7-8].

Götürdüm anı Medīne’ye getürdüm, gördüm mescīd içi ṭolu adam olmış, ḳapuda bir sancaḳ yalabır [Târih-i İbn-i Kesîr Tercümesi: 53a/17-18].

Gördü kubbeden nur yalabır [Tarama Sözlüğü: 4224]

 

Gagavuz Türkçesi

Onun gözleri uzandılar yukarı dooru, yalabıdılar, sora soldular da çöktülär [Seçmä Yaratmalar:259].

Boynuna sän asmışın boncuk / Üzüklär yalabêêr parmaanda [Sevgilim:28]

Olêr sabaa. Gün başlêêr yalabımaa [Gagavuz Türkleri: 251]

Tüüleri türlü renktä yalabıyêrlar [Ana Dili:  21]

 

YALABIK:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü:  parlak, cilalı, ışıltılı [s.728].

Tarama Sözlüğü: (~yalabuk) parlak [s.4223]

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: 1. parlak, ışıldayan 2. ışıldama, parıltı [s.255].

Derleme Sözlüğü: 1. cilalı, parlak, ışıldak, düzgün 2. … [s.4131-4132].

 

Eski Oğuz Türkçesi

Her biri olmış yalabık bir ışık / Cismine tennûreleri yaraşık [Riyâzü’s-Sâlikîn: 2584].

Dumlas [Ar.]: Berrak olan yalabık nesne [Tarama Sözlüğü: 4223].

 

Gagavuz Türkçesi

Bu yalabık sabaa gözellii dürttü Bezbellinin canını tutuşturdu onda istemäk, ne olarsa olsun, büün yapmaa yaa boyasınnan bir-iki êtüd [Seçmä Yaratmalar:174].

Bakma, kız, hep aşaa / Sansın yalabık taşa- / Kamaştırır gözlerini / Çabuk çelir fikirini!...[Vakitin Soluması:33].

Pek sevärdi silsin traktorun üstünü, pençerelerini, taa yalabık yapınca [Ana Dili: 147].

 

YALIN:

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü: 1.çıplak 2.ateş, alev [s.729].

Tarama Sözlüğü: (~yalıñ)→ 1.yalçın, sarp 2. alev [s.4238].

Gagavuz Türkçesinin Sözlüğü: alev, yalım [?] [s.256].

Derleme Sözlüğü: 1. ateş, sıcaklık 2. …[s.4145].

 

Eski Oğuz Türkçesi

...Ta‘ālā cinnīyi od yalıñınıñ ucından yaratdı [Târih-i İbn-i Kesîr Tercümesi: 28b/21-29a-1].

...ve bulıddan daḫı başladı bularuñ üzerine od yalıñı atılmaġa ki her neye ṭoḳunsa göyündürürdi [Münebbihü’r-Rāḳidīn: N42b/14-15].

Vardı mumuñ yalıñına düşdi hôş / Kıpkızıl ol oldı vü key bişdi hôş [Mantıku’t-Tayr: 4211].

 

Gagavuz Türkçesi

Bakmaadan ona ki bän can acısından tutuşurdum da yalınnan yanardım bu kabaatsız cannar içim, kendim hiç yoktu neylän onnara yardım edeyim, dofturlar beni kendimi distrofik yazmıştılar (üüredici distrofik) sayılêr aaçlıktan hasta. [Publiţistika Yazılarından: 9].

O pençeredä, settä / Yufka bir mum yalını [Akar Yıldız: 208].

Pak buzun yalabıında / Ayozlu yalın yanacek [Süünmäz Yıldızlar: 33].

 

            Sonuç

            Taranan metinler bağlamında, Gagavuz Türkçesinin yazı dilinde, Eski Oğuz Türkçesine ait sözcükler bulunmaktadır. Fakat yukarıda belirtildiği üzere yazılı edebiyat bakımından sınırlı; sözlü edebiyat bakımından ise zengin olan Gagavuz Türkçesinde hâlen yazıya geçmemiş pek çok sözcük olduğu düşünebilir. Bunun da en büyük nedenlerinden biri alfabesi 1957 yılında oluşturulan bir dilin söz varlığında büyük bir birikim yapamaması; ikincisi ise Gagavuzların yaşadığı siyasi ve sosyal şartlar altında ortaya çıkan yeni gereksinimlerin (ana dilden başka bir dil veya diller öğrenilmesi, eğitim,  ekonomik nedenler vb.) sonucunda,  ana dili kullanımının azalması ve ana dile ihtiyaç duyulmamasıdır. Diğer bir deyişle Gagavuz Türkçesinin konuşulduğu ve yazıldığı bölge itibarıyla prestij dili olamamasıdır. Bundandır ki Gagavuz Türkçesi UNESCO tarafından ölmekte olan diller listesine alınmıştır (Argunşah, 2007: 284).

 

Dolayısıyla mevcut durumlar Gagavuz Türkçesinin söz varlığını etkilemektedir. Yine de Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibi değerlendirilen Gagavuz Türkçesinde; taradığımız metinler dâhilinde, Eski Oğuz Türkçesiyle ortaklık gösteren “Açan, Bencileyin, Bıldır, Bolay,   Çımkır-, Dürük, Gen, Gücük, Kırımsa, Kıyış-, Küsü, Küsülü, Ödek, Tun-, Tunuk, Tütüzdür-, Utancak, Uz, Yalabı-, Yalabık, Yalın” sözcükleri tespit edilmiştir. Bununla beraber şu sonuçlara da varılmıştır:

 

1.Bu sözcükler Gagavuz Türkçesinde aynı anlamlarıyla kullanılmaya devam etmektedir.

2.Uzun süre geçmesine rağmen bu sözcüklerin büyük çoğunluğu fonetik olarak farklılaşmamıştır. Sadece “kaçan/ħaçan” kelimesinde fonetik farklılık görülür ki Gagavuz Türkçesinde “h” ünsüzü sistematik olarak düşer. Bununla beraber Doğu Türkçesi karakterli “bolay (< bolgay)” sözcüğünün aynı şekliyle ve anlamıyla kullanımı ilginçtir.

3. Etnonim araştırmalarında başvurulan yöntemlerden biri de filolojik çalışmalardır. Bu tür çalışmaların önemli veriler sağladığı bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında; taranan metinlerde, Eski Oğuz Türkçesi ile Gagavuz Türkçesi arasında, Türkiye Türkçesinin yazı dilinde dahi olmayan 21 adet ortak sözcüğe rastlanılmıştır. Tespit edilen bu sözcüklerin 16’sı isim, 5’i fiildir.

4. Gagavuz Türkçesinde tespit edilen bu sözcüklerin büyük çoğunluğu Türkiye Türkçesinin ağızlarında da yaşamaktadır. Bu sözcükler “Derleme Sözlüğü”nde madde başı olarak yer almaktadır. Madde başı olarak yer almayan “küsü, küsülü, tunmak” sözcükleri de çeşitli bağlamlarda –ileri ögeler veya birleşik fiil şeklinde- “Derleme Sözlüğü”nde bulunur.

 

 



[*] Yrd. Doç. Dr., Kırklareli Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, e-posta:hbulent80@gmail.com

 
Anahtar Kelimeler:
Kaynak / Editör:
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer CÜMNÄ Haberleri
Общество турецко-молдавской дружбы издало более 34 тысяч экземпляров гагаузских книг
BENİM BUCAAM - PAALI ERİM!
GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE

GAGAVUZ TÜRKÇESİNDE KORUNAN ESKİ OĞUZCA SÖZCÜKLER ÜZERİNE
YAKIN TARİHİMİZDÄN SESLÄR…
GAGAUZİYANIN SEVİLÄN SESİ
90-cı YILDÖNÜMÜNÜ TAMAMNADI TC DOKUZUNCU CUMHURBAŞKANI - SULEYMAN DEMİREL
GAGAUZLAR BULGAR KÜÜYÜNDÄ ÇERVENŢI MUSAAFİRLİKTÄ
Diğer Başlıklar

Türkiye'den GRT'ye teknik yardım
Общество турецко-молдавской дружбы издало более 34 тысяч экземпляров гагаузских книг
Türk Dünyasında Kadın
İvan ÇELAK – BALLAD
EVROPADAKİ TÜRK SOLUU GAGAUZLAR 1. BÖLÜM
EVROPADAKİ TÜRK SOLUU GAGAUZLAR 2. BÖLÜM
EVROPADAKİ TÜRK SOLUU GAGAUZLAR 3. BÖLÜM
EVROPADAKİ TÜRK SOLUU GAGAUZLAR 4. BÖLÜM
EVROPADAKİ TÜRK SOLUU GAGAUZLAR 5. BÖLÜM
E-kitap

Meydan Fm

Sesi duyabilmek için, videoları izlerken Meydan FM'i durdurunuz lütfen.

E-Gazeta
Anket

Meydan! gazetası nasıl olmuş?


  
Beendim498 Kişi (% 84 )
  
Pek beenmedim35 Kişi (% 6 )
  
Çoktan lääzımdı olsun57 Kişi (% 10 )

Toplam 590 Kişi

Röportajlar
BİZİM ECEL İSTORİYALARIMIZ
İVAN RODİONOVİÇ KELEŞ – UZBEKİSTAN NEFTEGAZ SFERASININ İLERLENMESİNDÄ BÜÜK KATKIDA BULUNANNARDAN BİRİSİUzbekistanda İvan Keleş yaş&e...
»
»
Kim Kimdir
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklama
Gagauz Şarkıları
Biz kimiz
Facebook
Twitter
Baalantı
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,08ms